Bir araştırma, banka dışı finans kurumlarının büyümesinin geleneksel faiz politikasının aktarımını değiştirmediğini, buna karşılık niceliksel gevşeme (QE) etkisini ise önemli ölçüde etkilediğini ortaya koydu.
Çalışmanın odağı banka dışı finans
Staff Working Paper No. 1,212 olarak yayımlanan çalışma, banka dışı finans kurumlarının (NBFIs) kredi sağlamada giderek daha büyük bir pay aldığını ve niceliksel gevşeme uygulamalarında merkezi bir rol oynadığını vurguluyor. Çalışmayı Nicolò Bandera, Kristina Bluwstein, Michael Kumhof, Mauricio Salgado-Moreno ve Jacob Stevens hazırladı.
Araştırmada, bankalar, NBFI’lar ve bir merkez bankasının toptan mevduatlar, tahviller ve rezerv piyasaları üzerinden etkileştiği bir DSGE modeli kuruldu. DSGE, ekonomik kararların ve fiyatların farklı piyasalar arasındaki etkileşimle nasıl oluştuğunu inceleyen bir model olarak kullanıldı.
İngiltere verileriyle model tahmin edildi
Yazarlar, finans sektöründeki temel parametreleri değerlendirmek için modeli İngiltere verileri üzerinde tahmin etti. Böylece hem geleneksel faiz politikasının hem de bilanço politikalarının, NBFI sektörünün büyüklüğü değiştikçe nasıl davrandığı incelendi.
Sonuçlara göre, faiz oranı politikasının çıktı ve enflasyona aktarımı, NBFI sektörünün büyüklüğünden esas olarak etkilenmiyor. Buna karşılık QE’nin aktarımı, NBFI sektörünün büyüklüğüne ve bu büyümenin kaynağına bağlı olarak belirgin biçimde değişiyor.
QE üzerindeki etki büyümenin nedenine bağlı
Çalışma, NBFI sektörü firma finansman tercihleri nedeniyle genişlediğinde QE’nin etkisinin güçlendiğini gösteriyor. Yani şirketlerin fonlama açısından banka dışı kanalları daha fazla tercih etmesi, niceliksel gevşemenin aktarımını artırabiliyor.
Ancak sektör, bankalardan finansman sağlamanın maliyetinin yükselmesi nedeniyle büyüdüğünde aktarım büyük ölçüde aynı kalıyor. Araştırmacılar, bu nedenle QE’nin etkinliğinin yalnızca sektörün büyüklüğüne değil, nasıl büyüdüğüne de bağlı olduğuna dikkat çekiyor.
Politika mesajı: faiz kontrolü korunuyor
Çalışmanın bulguları, para politikası yapıcılarının finansal yapının nasıl şekillendiğinden bağımsız olarak faiz oranları üzerinde kontrolü koruduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın bilanço politikalarının, yani merkez bankasının varlık alımları gibi araçlarının etkinliği, banka dışı sektörün bileşimine ve davranışına göre değişebiliyor.
Yazarlar, bu nedenle para politikasının aktarım mekanizmasının yalnızca bankalar üzerinden okunmaması gerektiğini, banka dışı kurumların da özellikle QE kanalı açısından belirleyici hale gelebildiğini gösteriyor.



